Türk Dizi Sektörü Üzerine

Kategori: Anasayfa, Diğer, Eski Yazılar, Genel | 2

Hiç adetim değildir aslında böyle sosyal konulara değinmek, bilgisayar dışında yazılar yazmak. Ancak bugün yazasım geldi. Belki de içimi dökmek.

Her şeyden önce ben televizyonculuk öğrencisi değilim, açıkçası bu işin tekniğinden sanatından da anlamam, o konuda hiç bir iddiam yok. Sadece bir izleyici gözüyle bakıyorum olaya.

Gerçekten de düşünüyorum neden Türkiye’deki doğru dürüst dizi sayısı bir elin parmaklarının sayısının yarısını geçemiyor acaba? Ben ve benim gibi düşünenler mi çok seçiciyiz, yoksa gerçekten kaliteli diziler üretemiyor muyuz?

Hayır efendim, kaliteli diziler üretebiliyoruz. Neden üretemeyelim, bu ülkenin yetiştirdiği mükkemmel tiyatrocular, yönetmenler var. Yeni dizilere bakıyorum HD kalitesinde çekebiliyoruz artık dizilerimizi ki bu da büyük bir adım. Eee, kaliteli diziler üretebiliyoruz ancak üretmiyoruz belki de.

Peki neden üniversite gençliği dün geceki A isimli Türk dizisinde neler oldu diye düşünmüyor da oturup saatlerce B isimli Amerikan dizisinin gelecek bölümlerinde ne olabilir, bu adamlar nasıl bir kurgu yapabilirler diye sohbet ediyorlar?

Yaş grubunun çok önemli olduğunu biliyorum. Mesela, belirli bir yaşın üstündekiler bizim yaş grubumuzun beğendiği aksiyon içeren dizileri beğenmeyecekler, bilim kurgu onlara saçma gelecek. Evet, peki o yaş grubuna hitap eden doğru düzgün kaç dizimiz var?

Sadece Birkaç Çeşit

Şöyle bir kavram var Türk dizi sektöründe bu yıllarda:

  • Komedi yapalım, bir kaç bölüm güzel olsun, sonra olabildiğine saçmalayalım nasıl olsa insanlar sezon bitene daha izlerler.  Gerekirse bir kaç küfür falan katalım ki daha ilginç olsun. Bir de garip bir ağızla konuşan oyuncuları da ekledik mi tadından izlenmez.
  • Aşk filmi çekelim, zengin erkek, fakir kız ya da tam tersi olsun. Bir de bunları çekemeyen bir kaç kişi koyduk mu tamam.
  • Doğu kültürünü işleyen filmi çekelim. Aşk filmi için yazılanları doğuya uygulayalım. Araya kan davası da ekledik mi tamam.
  • Eski romanları falan çekelim, fikri onlardan alalım ama esere kesinlikle sadık kalmayalım, uzattıkça uzatalım bir başı bir sonu kitaba uysun yeterli.

Bu dört maddenin dışına çıkan dizi sayısı gerçekten ama gerçekten çok az.

Bir de bu yazdığım konuların belirli bir sınırlılığı var. Örneğin bir aşk dizisinde bir sezonu idare edebiliyorlar ama daha sonra olaylar birbirine geçiyor, olmadık şeyler uyduruluyor.

Uzatmayın, Gerçekten

Çok iyi bir başlangıç yapıp da biraz tutu diye bir diziyi uzattıkça uzatmanın bir anlamı yok. Evet hala izleniyor olabilir ancak insanlar bir hevesle başladıkları dizinin sonunu merak ettikleri için takip ediyorlar diziyi ya da sadece vakit geçirmek için. Birkaç sezon sonra olaylar tamamen ayrılıyor, aynı olaylar farklı kişiler arasında yaşanarak uzatılıyor, saçmaladıkça saçmalıyor senaristler. Oyuncular değişiyor ve o dizi izlenemez hale geliyor. Sonra izleyicisi azaldı diye doğru düzgün bitiremeden yayından kaldırılıyor ya da saçma bir sonla bitiyorlar. Bazı şeyleri tadında bırakmak en iyisi bence.

Birkaç Kötü Alışkanlık

Dizilerde eleştirmeden edemeyeceğim bir nokta ise küfür, alkol, uyuşturucu, şiddet ve cinsellik temaların bazen abartılarak işlenmesi ve bundan yarar sağlanmaya çalışılması. Hemen kızmayın efendim, çok güzel küfür ediyor diye izlenen diziler varmış, ben bilmiyormuşum, bunu bile öğrendim. Bu dizi saat sekizde yayınlanacaksa çocukların da izleyeceği unutulmamalı. Sen uyuştucu kullanan gençlerin hayatını konu alan bir dizi yapacaksan, saat ondan sonraya koyarsın, biz de izleyiveririz.

Sen o küfürü bipleyeceksin, o alkol şişesini, sigarayı kapatacaksın, reklamı sansürleyeceksin (bu reklam bazen oyuncunun üzerindeki t-shirt’te falan oluyor) onu neden oraya koyuyorsun be adam? Dizi izliyoruz arkada elli tane dükkanın ismi kapanmış, oyuncunun giysisi üzerindeki marka kapanmış, siz bu diziyi çekerken bunların kapatılacağını biliyorsanız, lütfen baştan koymayınız o sahneye.

Şimdi genç ve ergen beyinlere dizileri izletmek için de bir yöntem de bulmuşlar, güzel bir bayan oyuncuyu ya da yakışıklı bir erkek oyuncuyu başrole koymak, bunlar üzerinden yarar sağlamak.

Merak Etmiyoruz

Çoğu dizinin bir sonraki bölümünü merak etmiyoruz. Çünkü çoğu dizide merak uyandıracak bir şey yok. Yıllardır aynı ya da benzer senaryolar.

Peki yurt dışındaki dizilerde nasıl yapıyorlar bu olayı da Lost gibi bir dizinin milyonlarca hayranı oluyor. Bence olay şundan ibaret:

  • Bölüm içinde geçen ve bölüm sonunda biten bir olay var. Bölümün sonunu merak etmeniz sağlanıyor.
  • Birkaç bölüm içinde dönen bir olay var, bir kaç bölüm sonrasını merak ediyoruz.
  • Sezon ve tüm dizi içinde geçen bir kurgu var. Bu kurgu yukarıdaki olayları içine alarak devam ediyor.
  • Olaylar bir ya da birkaç karaktere bağlanmıyor, başrol oyuncuları arasında olsa bile olaylar aynı anda ya da sırayla başka kişiler arasında geçiyor.

Bu taktik başarılı sayılabilecek bir çok yabancı dizide kullanılıyor ya da kullanıldı: Lost, Fringe, Heroes, Supernatural gibi.

Bizim dizilerimiz ise hep ve tek düze bir kurgudan oluşuyor, iki sezon “Emir acaba Feriha’nın fakir ama gururlu bir kız olduğunu öğrenebilecek mi?” sorusuna cevap aramakla geçiyor. Yani koca bir dizi ya da sezon aynı konu işleniyor. Sadece buna bağlı alt olaylar oluyor. Üstelik bu konunun ne olduğunu bir ya da iki bölümden anlamanız muhtemel.

Bir Sonuca Mı Bağlasak?

Ekranda ne varsa insanlar onunla yetinmek zorunda kalıyorlar. Çünkü işten geldiklerinde yatmadan belki birkaç saat boşlukluklarında vakit öldürmek istiyorlar.  O yüzden o sırada televizyonda ne varsa açıp izliyorlar. Bu durum herkesin her şeyden memnun olduğu anlamına gelmiyor.

Bence bu kadar başarılı oyuncularımız, bu kadar iyi yönetmenlerimiz varken televizyon dizilerindeki kaliteyi biraz olsun yükseltmekte fayda var.

İzleyiciniz,
Oğuz

2 Responses

  1. zafer öztürk

    Selamlar,
    Bu düşüncelere aynen katılıyorum, ama bu kadar güzel yazamazdım. Elinize, beyninize sağlık
    Zafer Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.